MENÜ
DEĞERLER EĞİTİMİ

       MİSYONUMUZ: T.C. Milli Eğitim sisteminin temel amaç ve görevlerinden birisi olan “milli ve manevi değerleri özümsemiş bireyler yetiştirmek” hedefine yönelik olarak Karabük Üniversitesinde yürütülmekte olan “Değerler Eğitimi” derslerini koordine etmek, bu alanda yapılan ve yapılabilecek verimli uygulamalar üzerine araştırma-geliştirme faaliyetleri yapmak.
           VİZYONUMUZ: Öncelikli olarak lisans düzeyindeki öğrenciler olmak üzere her yaşta insanımıza, değerler eğitimi çerçevesinde ihtiyaç duyduğu eğitim imkânları veya danışmanlık hizmetlerini sunan bir organizasyon ve faaliyet merkezi olmak.

TEMEL İŞLEYİŞ

1-      Değerler Eğitimi kadrosunun teşkili
            Bu kadro, uzmanlık alanı çeşitli olmakla beraber aşağıdaki sıfatları haiz öğretim elemanlarından seçilmelidir.
a-      İhlas: Hizmet süreçlerinin tümünde maddi-manevi hususat, ihtirasat ve menfaat gibi gayelerden uzak, yalnızca Rıza-i İlahiyi kazanmak maksadıyla hizmet edip neticeyi Allah’tan bilme şuurunu bilen ve muhafaza eden kişilerdir.
b-      Tahkik: Başda İman Esasları ve esasat-ı islami’yeyi tahkiki surette bilen ve aktarabilecek bir altyapıya sahiptir.
c-      Takva: Şeriat ve sünnet-i Seniyye’ye ittiba konusunda salabetli, anlattıklarını yaşamaya gayret eden, ilmiyle aildir.

DEĞERLER EĞİTİMİNİN AMACI
 
İnsan toplum içerisinde yaşayan sosyal bir varlıktır. Tek başına ıssız bir yerde yaşayamaz. Pek çok konuda ilişki ve iletişimde olduğu insanların içerisinde yaşar. İnsanın ve içinde yaşadığı toplumun davranışlarına değerleri yön verir. Kişinin dinî inanç ve ibadetleri, ahlakî yapısı, kültürel anlayışı, içinde yaşadığı toplumun örf ve âdetleri onun sosyal hayattaki değerlerine yön verir.
Değerler eğitiminin amacı, bireyin doğuştan getirdiği özellikleri ortaya çıkarmak, kişiliğinin gelişmesini sağlamaktır. Ayrıca insanın mükemmelliğe ulaşmasına yardımcı olmak, bireyi ve toplumu kötü ahlaktan korumak ve kurtarmaktır. Bunun yanında onları değerlerle donatmak ve devamını sağlamaktır. Bu nedenle, bireylere değerler hakkında doğru bilgiler verilmeli, sağlıklı düşünce yapısı oluşturulmaya çalışılmalıdır. Bu şekilde bireylerin olumlu eğilimleri geliştirilir, kötü eğilimlere yönelmeleri engellenmiş olur.
Değerler eğitiminin esasını, değerleri öğretmek oluşturmaktadır. Değerler eğitimi kişinin iç dünyası, zekâ ve iradesine yönelik olmalıdır. Amacı ise iyiliği, güzelliği ve erdemi sevdirmek olmalıdır. İnsanda duygunun akıldan önce geldiği göz önüne alındığında değerler eğitimi öncelikle bireyin duygularına hitap etmelidir. Ayrıca değerler eğitimi, irade üzerinde de etki yapmalıdır. Bireylerin bilgi ve becerilerine tertemiz bir vicdan eşlik etmeli, onların sağlıklı düşüncelere ve zengin bir iç dünyaya sahip olmalarına yardım edilmelidir.
Değerler eğitiminin diğer bir amacı, bireyin değerlere bağlı bir kişilik geliştirmesini sağlamaktır. Bireyin değerlerle donanması ancak eğitimle mümkündür. Kişinin eğitilmesi, içinde yer aldığı aile, toplum, devlet, iş hayatı gibi diğer ortamlarda yüksek değerlerin hâkim olması açısından önemlidir. Şüphesiz burada en büyük sorumluluk bireyin ilk ve en önemli çevresi olan ailededir.
Değerler eğitimi konusunda öncelikle “Değerleri öğretmek, içselleştirmek ve davranış haline getirmek için planlanan bir programımız var mıdır?”, “Bunların kalıcı olması için neler yapıyoruz?” gibi soruların cevaplanması öncelikli bir yere sahiptir. Aslında bu soruları kendimize sorduğumuzda bir kısmımızın bu işe zaman ayırmadığı, bazılarımızın da ne yapacağını ve gençlere istediği değerleri nasıl öğreteceğini bilmedikleri ortaya çıkacaktır.
Bireyin arkadaş çevresi yetişme döneminde önemli bir değer sistemi oluşturur. Eskiden aile içinde öğrenilen ve aktarılan değerler, küçülen dünyada sosyal çevre yoluyla da oluşmaktadır. Değer sisteminin gelişmesinde çocukları üzerindeki etkileri azalan aileler, sahip oldukları değerleri çocuklarına yeterince aktaramadıklarını hissetmektedir. Aileler daha çok sosyal alanda, gençlerin tutum ve davranışlarının kendi değerleriyle uyuşmadığını gördüklerinde rahatsız olmaktadır. Bu durum, insanları toplumsal olarak değerler konusuna daha duyarlı hâle getirmektedir. Böylece değerler eğitiminin daha programlı ve sistemli bir şekilde yeni yetişen nesle verilmesi günümüzde daha da zorunlu olmaktadır. Bu noktada, önemli bir sosyal kurum olan okulların, bu konu üzerine eğilmelerinin önemi gün geçtikçe artmaktadır.
Değerler, birey ve toplumun beslendiği kaynaklara göre değişkenlik gösterir. Değerlerin bu değişkenliği, günümüzde yaşanan ahlakî krizin başlıca nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle görünüyor ki etik ve ahlak son yüzyılda olduğu kadar hiçbir zaman bu denli izafi olmamıştır. Tüm insanlığa ait evrensel erdemler bireysel değerlere indirgenmiştir. Değerlerin seçilebilir olması, evrensel değerlerden söz edilmesini de güçleştirmektedir. Çünkü her birey ve toplum için farklı farklı değerler söz konusudur. Modern toplumda değer belli bir sosyal sınıfın kendisini tanımladığı unsurlar bütünü olarak karşımıza çıkmaktadır.
Günümüzde modern eğitimin, teknoloji dünyasında, özellikle internet teknolojisi gibi yeni gelişmelerin etkin olduğu alanlarda öğretim programlarında yapılan değişiklikler ve eklemelerle teknik gelişmelere zamanında uyum sağlanmıştır. Ancak modern toplumda meydana gelen geniş çaplı sosyal değişim ve dönüşümler büyük oranda ihmal edilmiştir.
Birey toplumsal problemlerle yüzleştiğinde de bunlara çözüm bulunması genellikle parçacı ve indirgemeci bir zihniyetle gerçekleşmiş, bu problemler çoğunlukla birbirleriyle veya geniş olgularla irtibatı kurulmaksızın pek çok faktörden uzak tutularak ele alınmıştır.
Diğer bir ifadeyle toplumda meydana gelen birçok problemin çözüm yolu olarak ya mekanik ya da yasal önlemler marifetiyle çözüme gidilmeye çalışılmıştır. Ancak bu gibi tedbirlerin bireyde ve toplumda ortaya çıkan sıkıntıları ortadan kaldırması tamamen mümkün olamamıştır. Bireyin iç dünyasını esas almayan ve onun gerçek karakterine uygun olmayan her türlü önlemin birey ve toplum hayatında istenilen etkiyi gösterdiği söylenemez.
Buradan yola çıkarak insanın iç dünyasını ölçü alan ve manevi dünyasını zenginleştiren değerlerin özümsetilerek verilmesi ve bunun bir program çerçevesinde eğitime konu edilmesi, günümüz dünyasında ciddi bir önem kazanmıştır.
Değerler, iyiyi ve yapılması gerekeni gösterir. Hangi davranışın iyi, hangisinin kötü olduğu da eğitimle öğrenilir. Hayat boyu bireyin çabaları ve çevrenin etkisiyle oluşan değer eğitimi, ailede başlar, okul ile devam eder. Eğitim, yetişmekte olan nesle, doğru eylemler için temel olarak doğru değerleri sağlamakla ilgilenir. Eğitim bir bina ise değerler onun tuğlalarıdır.
Eğitimle ilişkisi bakımından ele alındığında değerler, hayatla doğrudan ilgili olması ve insanın insanca yaşama çabasına yardımcı olması bakımından her çağda eğitimin hem amacı hem de konusu olmuştur. Eğitim, bireyi ister toplumun etkin bir üyesi yapma süreci, ister sorumlu bir yetişkin olarak hayata kazandırma ya da bir mesleğe hazırlama çabası olarak düşünülsün, değerlerin bu süreç içinde herhangi bir şekilde yer aldığı ve alacağı bir gerçektir.
Değerler, insanın en iyi tarafını ortaya çıkarmayı ve onun kişiliğini bütünüyle geliştirerek onun mükemmele erişmesini amaçlar. Diğer taraftan değer, olgular ve nesneler hakkında ihtiyaç ve ideallere göre verilen yargıyı ifade eder. Değerlerde inanç ön plandadır. İnsanlar hayatlarının her yerinde, her noktasında, çoğunlukla bilinçli olmasalar da zihinlerindeki çeşitli değerleri davranışa dönüştürürler. Bu nedenle değerler, tutumlar ve davranışlarla yakından ilişkilidir ve onlara yön verir.
Günümüzde değerlere ve değerler eğitimine her zamankinden daha fazla önem verildiği bilinen bir gerçektir. Değerlerin çokça vurgulanıyor oluşuna bakarak, bunların ne kadar önemsendiğini, bu konuda artık ne kadar ileri bir noktada bulunduğunu düşünmek, acele ve yüzeysel verilmiş bir hüküm olur. Aslında değerlere bu denli vurgu yapılması, ona verilen önemin artması değil, değere duyulan ihtiyacın artması olarak yorumlanabilir. Bir şeyin çokça konuşuluyor olması, gerçekte o konudaki eksikliğin ve ihtiyacın bir işareti sayılabilir.
İnsanı dünyayı değiştiren, dünyaya egemen olan, değerleri yaratan bir varlık olarak konumlandıran bugünün dünyası, uygarlığın ve kültürün, özellikle bilim ve tekniğin ilerlemesine karşın, aynı ölçüde kendisini de insan olma yolunda ilerletebilmiş midir? Modern toplumun ahlakî değerler açısından ciddi bir problemle karşı karşıya olduğu her kesimden insan tarafından tespit edilen bir vakıa olarak önümüzde durmaktadır.
Modern yaşam tarzının bir sonucu olarak ortaya çıkan ahlakî krizin çözülmesi için de yine modern araçlardan yardım alınmaktadır. Bazı toplumlarda dinin toplumsal hayatın dışına itildiği modern zamanda bu boşluk, içi boşaltılan değerler ile doldurulmaya çalışılmaktadır.
Birey merkezli modern hayatla bağdaştırılamayan geleneksel değerler yenileriyle değiştirilmektedir. Örneğin “alçak gönüllülük” çok kıymet verilen bir fazilet iken günümüzde güven sorunu olarak okunmakta ve bu faziletin yerine “kendine güven” bir değer olarak sunulmaktadır. Bu değerlerin en önemli özelliği ise seçilebilir olmasıdır. Birey ya da toplum kendi yararına gördüğü değerleri seçer ve bunu benimser ya da benimsetmeye çalışır. Dolayısıyla modern hayatın değerleri, pragmatik (faydacı) amaçlar doğrultusunda seçilen değerlerden oluşur. Söz gelimi artan suç oranının düşmesi için bireylere dürüstlük, doğruluk, çalışkanlık gibi değerlerin eğitimi verilir.
Dünya ölçeğinde, çağımızın toplumsal sorunlarından birisi de değer yargılarının zayıflaması ve hatta yok olmasıdır. Bu tehlikeye düşen toplumlar eğer önlem almazlarsa değersizleşerek günün birinde kaybolup gitmeye mahkûmdur. Bu gerçeğin anlaşılmasıyla birlikte, nerdeyse küresel ölçekte her millet, değerlerinin korunması ve yeniden kazanılması için ciddi adımlar atmak durumundadır.
İnsanların değerlerini yitirdiği, kendilerini yerküre adı verilen uçsuz bucaksız ummanda başıboş bir yelkenli gibi yalnız hissettiği çağımızda, yeniden değerleriyle buluşması önemli bir husustur. Zira bireylerin duygusal ve sosyal açılardan tatmin edilmesi, en az onların biyolojik ihtiyaçları kadar gereklidir. Bir insan değer vermek, ona değer katmak ve en önemlisi onu önemsemek, ruhsal gelişim açısından da önemlidir. Bu derece hayati önem taşıyan bir konunun herkes tarafından sahiplenilmesi ve sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi, değerlerine bağlı bireylerin yetiştirilmesi açısından gerekli bir durumdur.
Dünyamızda bir taraftan kültürel değişim ve küreselleşme hareketi yaşanırken, diğer taraftan da milliyetçilik, radikalizm, şiddet ve yabancılara karşı ayırımcılık ve nefret duyguları yaşanmakta ve tecrübe edilmektedir. Tolerans ve toleranssızlık aynı anda gelişmektedir. Bu gelişmeler çerçevesinde bir tarafta gelecekte kültürel ve dini farklılıkların sorun yaratmayacağı vurgulanırken, diğer taraftan da “medeniyetler çatışması”ndan söz edilmektedir.
Bütün bunlar ahlakî alandaki erozyonu daha da hızlandırmaktadır. Bir tarafta bilinçli bir dinî ve ahlakî bir yaşayıştan söz edilirken diğer taraftan da bireysel, sosyal ve küresel bağlamda dünya çapında bir “değer çözülmesi” yaşanmaktadır.
“Değer çözülmesi”, bireysel hayatı olumsuz etkilediği gibi toplumun geleceği açısından sosyo-kültürel hayatı da etkilemektedir. Bu olumsuzlukların meydana gelmemesi, bireyin kendini tanıması ve yaratılışına uygun bir mekanizmayı sürdürebilmesi için değer ölçütlerinin önemi günümüzde daha da belirgin hale gelmiştir. Dolayısıyla değerlere duyulan ihtiyaç bir tercih sebebi olmaktan öte, toplum bireyleri için üzerinde düşünülmesi gereken zorunlu bir hal almıştır.
İnsanın değer sistemi, ona amaçlar belirleyerek yön verir. Bu değer sisteminin sağladığı amaç, istikamet ve ortak davranış insanlarda kolektif bir hayatın temelini oluşturur. Onların davranışlarını değerlendirmede bir öncü olma niteliğini taşır ve ortaya koyacağı muhtemel davranışları tahmin etme fırsatı verir. Zira değerler sistemi, doğru-yanlış, iyi-kötü, haklı-haksız gibi kavramların temel kaynağıdır.
Değişen dünyada bilimsel veriler, metotlar ve uygulamalar yerini yenilerine bırakmıştır. Toplumlar ekonomik ve siyasi alanda kendilerini nasıl ortaya koyabilmişse kültürel, sosyal ve değerler alanında da bunu gerçekleştirmek ve yeni bir süreç başlatmak zorundadır. Bu süreç, değerleri korumaya ve daha da geliştirmeye yönelik olmalıdır. Bu süreçte eğitimcinin en önemli amaçlarından biri de, kendine özgü değerlerle birlikte, evrensel değerleri kazandıracak bir işleve sahip olmalıdır. Bunu yaparken birleştirici, bütünleştirici ve uzlaştırıcı bir misyon üstlenmelidir.
Değerler eğitiminin küçük yaşlardan itibaren eğitimin en son basamağı olan üniversite gençliğinde evrensel ilkeler çerçevesinde ele alınması, genç kuşakların “birey-değer”, “toplum-değer” ilişkisini kavramaları ve hayatlarını değer ölçütlerine göre sürdürmelerinin sağlanması önemlidir.
DEĞERLER EĞİTİMİ
       Misyon: T.C. Milli Eğitim sisteminin temel amaç ve görevlerinden birisi olan “milli ve manevi değerleri özümsemiş bireyler yetiştirmek” hedefine yönelik olarak Karabük Üniversitesinde yürütülmekte olan “Değerler Eğitimi” derslerini koordine etmek, bu alanda yapılan ve yapılabilecek verimli uygulamalar üzerine araştırma-geliştirme faaliyetleri yapmak.
            Vizyon: Öncelikli olarak lisans düzeyindeki öğrenciler olmak üzere her yaşta insanımıza, değerler eğitimi çerçevesinde ihtiyaç duyduğu eğitim imkânları veya danışmanlık hizmetlerini sunan bir organizasyon ve faaliyet merkezi olmak.
TEMEL İŞLEYİŞ
1-      Değerler Eğitimi kadrosunun teşkili
            Bu kadro, uzmanlık alanı çeşitli olmakla beraber aşağıdaki sıfatları haiz öğretim elemanlarından seçilmelidir.
a-      İhlas: Hizmet süreçlerinin tümünde maddi-manevi hususat, ihtirasat ve menfaat gibi gayelerden uzak, yalnızca Rıza-i İlahiyi kazanmak maksadıyla hizmet edip neticeyi Allah’tan bilme şuurunu bilen ve muhafaza eden kişilerdir.
b-      Tahkik: Başda İman Esasları ve esasat-ı islami’yeyi tahkiki surette bilen ve aktarabilecek bir altyapıya sahiptir.
c-      Takva: Şeriat ve sünnet-i Seniyye’ye ittiba konusunda salabetli, anlattıklarını yaşamaya gayret eden, ilmiyle aildir.